Japonya’daki Koshima adasinda vahsi bir maymun kolonisi yaşıyordu ve bilim adamları onları kumların
üzerine bıraktıkları tatlı patateslerle besliyorlardı. Maymunlar tatli patatesleri seviyor, ancak kumlu ve
kirli olarak yedikleri icin durumlarından çok da hoşnut olmadıklarını belli ediyorlardi. Bir gün, Imo adlı
sekiz aylık dişi bir maymun tesadüf eseri patatesini suya dusurdu ve kumlarından arınan patatesin daha
lezzetli oldugunu keşfederek o günden itibaren patateslerini yıkayarak yemeye başladı. Bunu gören
annesi ve oyun arkadaşları da Imo’nun yöntemini öğrendiler ve onlar da diger maymunlara öğrettiler.
Kısa bir süre icinde birbirlerini taklit eden bir sürü maymun patateslerini yıkayarak yer hale geldi ve bilim
adamları yaşananları 1952-1958 yılları arasında kayda geçtiler. 1958 yılının sonbaharında Koshima
adasında patatesleri yıkayarak yiyen maymunların sayısı “Kritik Kütle” diye adlandırılan sayıya ulaştı,
artık hemen hemen tüm maymunlar patatesleri yıkıyorlardı. Bu olay bir tek Koshima adasında yaşansaydı,
maymunlar arasında bir tür iletişim olduğu düşünülebilir ve araştırma bu şekilde sürebilirdi. Ancak, aynı
anda çevre adalardakı maymunlar da patateslerini yıkayarak yemeye basladılar, hatta Japonya’nın
anakarasındaki Takasakiyama’da bile... Onca maymun bilinen hiçbir sekilde iletişim kurmus olamazdı ve
bilim adamlari ilk kez böyle bir olayı gözlemliyorlardı. Sonunda, bu adalar boyunca uzanan bir tür
morfogenetik yapı ya da alanın varlığı nedeniyle maymunların aralarında iletişim kurduklarını ileri sürdüler.
Maymunlar uzerinde yapılan bu araştırmadan sonra Avustralyalı ve İngiliz bilim adamları insanlar üzerinde
de benzer arastırmalar yaptılar ve insanın “bilinmeyen” tarafına dair cok ilginç sonuçlar elde ettiler. Bugün,
insanları birbirine bağlayan bir enerji ağı olduğu gerçeği konu ile ilgilenen kişiler tarafindan kesin olarak
kabul edilmektedir ve tek bir kişinin başlattığı bir değişimin, zaman içinde diğer kişilere de sirayet etmesiyle
ulaşılan “Kritik Kütle” sayısının tüm insanlığı etkileyen bir kuantum sıçrayışı etkisi yaratabildiğine inanılmaktadir.
Bilimin yıllar süren araştırmalar sonucunda ulaştığı bu gerçek pek çok kişinin “ilkel” diye nitelendirdiği kabilelerce
asırlardan beri bilinmektedir . Avustralya’da yasayan Aborijinler kendilerinin “rüya zamani” dedikleri kadim
bir hayat ağı ile birbirlerine bağlı olduklarına inanırlar ve bu kolektif rüya, ya da daha doğrusu bilinç hali içinde
kalplerinde merkezlenerek, bir Batılının anlamlandıramadığı biçimde iletişim kurabilirler. Aynı şekilde
Yeni Zelanda’da Maori’ler yine zihnin ötesine geçip, varlıklarının kutsal noktasına girerek yaptıkları meditasyonlarda
Amerika’da yaşayan Hopi’lerle iletişim kurabilirler. Hawaii’de Kahuna yerlileri besinlerini nereden bulabileceklerini
Dünya Ana ile konuşarak öğrenirler. Tüm bu “ilkel” insanlar bizlerin unuttuğumuz ve şimdilerde debelenerek
bulmaya çalıştığımız “Bir’lik” anlayışını kaybetmemiş insanlardır. Onlar; huzuru, barışı ve mutluluğu önce kendi
içlerinde bulmaları gerektiğini, tüm bunları dışarıdan bekledikleri takdirde hayal kırıklıkları yaşayacaklarını bilirler
ve bu değerli bilgi sayesinde “Bir” olmayı başarırlar.
yerel ürün +yerel pazar, sürdürülebilir yerel kalkınma, gıda kültürü, 8.sanat mutfak, kalıcıtarım(permakültür),GEN duyuruları, gazete yazılarım
27 Kasım 2008 Perşembe
14 Kasım 2008 Cuma
Yapi.com.tr Eko bina
Bu haber size Yapi.Com.Tr`nin "Arkadaşına Gönder" servisi aracılığıyla, ovgu gokdag tarafından gönderilmiştir.
Arkadaşınızın mesajı: Yem'den eko bina
http://www.yapi.com.tr//Haberler/world-architecturedan-has-mimarlikin-ekoyapisina-odul_63766.html
11 Kasım 2008 Salı
Niye Permakültür 2 ?
Permakültür, disiplinlerarası bir bilim dalıdır.
Permakültür, kendi felsefesi ve etik değerleri olan bir bilim dalıdır.
Permakültür, varolan sistem içinde sistemi dönüştürerek hareket eder.
Permakültür, pratik gerçekliği olan ve verimliliği ölçülebilen bir tasarım sistemidir.
Permakültür, doğaya ve ekolojik değerlere öğrenmek için sezgiyi kullanarak bakabilen ve bütüncül dünya ana görüşüyle hareket eden dünya çapında örgütlü uygulayıcılar topluluğu tarafından temsil edilir.
Permakültür, yaşanılarak edinilen tecrübelerin sistemli yapılanışının tasarım bilgisi olarak kullanılması ve uygulanabilmesidir.
Permakültür, doğa, tarım, yiyecek, enerji, kaynaklar, insan yerleşimleri üzerine bütüncül bir bakış açısıdır.
Permakültür , doğayı taklit ederek ve kullanarak çalıştığı için % 20 insan katkısıyla sürdürülebilir.
Permakültür , akış halinde hareket edebilen tasarımların hayata geçirimesine olanak sağlar.
Yukarıda sıraladığım tanımlamalar permakültür hakkında açıklayıcı bilgi içerdiği halde zihninizde kesin bir algı yaratmayabilir. işte tamda bu yüzden kişiseleştirilebilen ve paylaşılan tecrübeler bütünü olduğunda anlam ifade eder. Bir başka deyişle, ancak permakültür uyguladığınızda yarattığınız tasarımın değerini anlayabilirsiniz.
Bu nedenle, 2 haftalık Permakültür Tasarım Sertifika kursunu tamamlamış permakültürcülerin 2 sene boyunca permakültür uygulamaları yapması ve kendi uygulamasının pratik gerçekliğini ve tecrübe akışını içseleştirmesi gerekir.
Permakültür, kendi felsefesi ve etik değerleri olan bir bilim dalıdır.
Permakültür, varolan sistem içinde sistemi dönüştürerek hareket eder.
Permakültür, pratik gerçekliği olan ve verimliliği ölçülebilen bir tasarım sistemidir.
Permakültür, doğaya ve ekolojik değerlere öğrenmek için sezgiyi kullanarak bakabilen ve bütüncül dünya ana görüşüyle hareket eden dünya çapında örgütlü uygulayıcılar topluluğu tarafından temsil edilir.
Permakültür, yaşanılarak edinilen tecrübelerin sistemli yapılanışının tasarım bilgisi olarak kullanılması ve uygulanabilmesidir.
Permakültür, doğa, tarım, yiyecek, enerji, kaynaklar, insan yerleşimleri üzerine bütüncül bir bakış açısıdır.
Permakültür , doğayı taklit ederek ve kullanarak çalıştığı için % 20 insan katkısıyla sürdürülebilir.
Permakültür , akış halinde hareket edebilen tasarımların hayata geçirimesine olanak sağlar.
Yukarıda sıraladığım tanımlamalar permakültür hakkında açıklayıcı bilgi içerdiği halde zihninizde kesin bir algı yaratmayabilir. işte tamda bu yüzden kişiseleştirilebilen ve paylaşılan tecrübeler bütünü olduğunda anlam ifade eder. Bir başka deyişle, ancak permakültür uyguladığınızda yarattığınız tasarımın değerini anlayabilirsiniz.
Bu nedenle, 2 haftalık Permakültür Tasarım Sertifika kursunu tamamlamış permakültürcülerin 2 sene boyunca permakültür uygulamaları yapması ve kendi uygulamasının pratik gerçekliğini ve tecrübe akışını içseleştirmesi gerekir.
Niye Permakültür?
Öncelikle Permakültür’ün tarihçesine bakarak nerede nasıl başladı ve bize neler vaad ediyor görelim.
Permakültür 1970’lerde Bill Mollison ve David Holmgren tarafından
endüstriyel ve tarımsal sistemler tarafından yaratılan toprak, hava ve su kirlenmesine, kaybolan bitki ve hayvan türlerine, doğal olarak yenilenemeyen kaynakların azaltılması için ,ve yokedici ekonomik sisteme tepki olarak geliştirildi ve eski deneyimlerden olusan bitki, hayvan ve sosyal sistemlerin bilgisine yeni fikirlerin eklenmesiyle doğdu.
Permakültürün birçok kısmının bildik gelmesine karşın, kendisi içiçe geçmiş sistemler bütünü olarak farklıdır. Diğer modern tarımsal yöntemlerin aksine, permakültür ekolojinin omuzlarının üzerinden yükselir. ; karşılıklı ilişkilerin ve yaşayanların birbirlerine ve doğaya olan bağımlılıklarının çalışmasıdır. Sonuç ise doğaya ve sosyal çözülmeye yol açmayan sürdürülebilir ve zenginleştirilmiş yeni yaşam yoludur.
Bugün permakültürün birçok tanımı var. İlk tanımlar kalıcılıkla ilgiliyken, daha sonraki tanımlamalar sürdürülebilir insan yerlesimleri üzerine yoğunlaşır.
Permakültür’ün bir tanımı da;
Permakültür sürdürülebilir yerleşimler tasarlamaktır. Bu bir felsefe ve toprak kullanımı yaklaşımının mikroklima, yıllık ve çok yıllık bitkiler, hayvanlar, toprak ve su yönetimi ve insan ihtiyaçlarının birlikte ve bağlantılı olarak içiçe geçtiği üretken topluluklar bütünüdür.
Bill Mollison ve Reny Mia Slay, Permakültür’e Giriş
Permakültür , bugün artık disiplinlerarası bir bilim dalı olarak Melbourne Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora programları olan, dünyanın dört bir yanına dağılmış örgütlü bir yapıya sahip eğitimcileri ve uygulayıcıları olan, Ekim-Kasım 2009 tarihinde 9. su Afrika kıtasında ‘IPC9 Afrika Planı - Gıda ve Yetkinleştirme’ temasıyla yapılacak olan kongresiyle artık kendini kanıtlamıs bir felsefe ve uygulamalar bütünüdür.
2009 Ekim-Kasım aylarında gerçekleşecek olan kongreye 3 farklı Afrika ülkesi ev sahipliği yapmaktadır.(www.ipcon.org)
IPC9 Etkinlik Takvimi:
11-23 October, 2009 : PDC-Permakültür Tasarımı Sertifika Kursu,
Harare, Zimbabwe, Kudzanai Mashingaidze
26-28 October, 2009 : Konferans, Güney Afrika, Koordinatörler John
Nzira and Nick Heinamann
2-7 November, 2009 : Toplantılar, Mulanje, Malawi, Koordinatör
Patterson Majonanga
8-20 November, 2009 : Alan Gezileri
Permakültür 1970’lerde Bill Mollison ve David Holmgren tarafından
endüstriyel ve tarımsal sistemler tarafından yaratılan toprak, hava ve su kirlenmesine, kaybolan bitki ve hayvan türlerine, doğal olarak yenilenemeyen kaynakların azaltılması için ,ve yokedici ekonomik sisteme tepki olarak geliştirildi ve eski deneyimlerden olusan bitki, hayvan ve sosyal sistemlerin bilgisine yeni fikirlerin eklenmesiyle doğdu.
Permakültürün birçok kısmının bildik gelmesine karşın, kendisi içiçe geçmiş sistemler bütünü olarak farklıdır. Diğer modern tarımsal yöntemlerin aksine, permakültür ekolojinin omuzlarının üzerinden yükselir. ; karşılıklı ilişkilerin ve yaşayanların birbirlerine ve doğaya olan bağımlılıklarının çalışmasıdır. Sonuç ise doğaya ve sosyal çözülmeye yol açmayan sürdürülebilir ve zenginleştirilmiş yeni yaşam yoludur.
Bugün permakültürün birçok tanımı var. İlk tanımlar kalıcılıkla ilgiliyken, daha sonraki tanımlamalar sürdürülebilir insan yerlesimleri üzerine yoğunlaşır.
Permakültür’ün bir tanımı da;
Permakültür sürdürülebilir yerleşimler tasarlamaktır. Bu bir felsefe ve toprak kullanımı yaklaşımının mikroklima, yıllık ve çok yıllık bitkiler, hayvanlar, toprak ve su yönetimi ve insan ihtiyaçlarının birlikte ve bağlantılı olarak içiçe geçtiği üretken topluluklar bütünüdür.
Bill Mollison ve Reny Mia Slay, Permakültür’e Giriş
Permakültür , bugün artık disiplinlerarası bir bilim dalı olarak Melbourne Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora programları olan, dünyanın dört bir yanına dağılmış örgütlü bir yapıya sahip eğitimcileri ve uygulayıcıları olan, Ekim-Kasım 2009 tarihinde 9. su Afrika kıtasında ‘IPC9 Afrika Planı - Gıda ve Yetkinleştirme’ temasıyla yapılacak olan kongresiyle artık kendini kanıtlamıs bir felsefe ve uygulamalar bütünüdür.
2009 Ekim-Kasım aylarında gerçekleşecek olan kongreye 3 farklı Afrika ülkesi ev sahipliği yapmaktadır.(www.ipcon.org)
IPC9 Etkinlik Takvimi:
11-23 October, 2009 : PDC-Permakültür Tasarımı Sertifika Kursu,
Harare, Zimbabwe, Kudzanai Mashingaidze
26-28 October, 2009 : Konferans, Güney Afrika, Koordinatörler John
Nzira and Nick Heinamann
2-7 November, 2009 : Toplantılar, Mulanje, Malawi, Koordinatör
Patterson Majonanga
8-20 November, 2009 : Alan Gezileri
6 Kasım 2008 Perşembe
23 Eylül 2008 Salı
Permakültür'e Giriş Seminerleri Dosyası
Permakültür
Sürdürülebilirlik için tasarım
assi_açık.sosyal.sürdürülebilir.iletişim
Övgü Gökdağ
www.kalicitarim.blogspot.com
ovgu.assion@gmail.com
‘Permakültür’e Giriş’
Semineri
Seminer Tarihi ve Yeri :
Seminer Süresi : 2 gün, (toplam 11 saat )
Min-Max Katılımcı Sayısı : 15 -20 kişi
Seminer İçeriği :
Permakültür Nedir? Tarihçesi
DVD gösterimi , Bill Mollison
Permakültür Tasarımı’nın Temelleri
DVD gösterimi, Sepp Holzer
Permakültür Değerleri
Permakültür’ün Tasarımı’nın Kuralları
Permakültür Uygulaması
Seminer toplam 11 saattir ve bedeli tümünü kapsar. Seminer katılımcıları daha sonra düzenlenecek olan 2 haftalık ‘Uygulamalı Permakültür Tasarımı’ Sertifika Programı’na kayıt yaptırabilecekler.
Hazırlayan ve sunan: Övgü Gökdağ
Politika Bilimcisi, Bilkent Üniversitesi Politika Bilimi ve Kamu Yönetimi 1993
Findhorn Ekoköy Eğitimi sertifikalı
Tübitak’a kayıtlı Yerel Sürdürülebilir Kalkınma Projesi, Sacayağı Modeli
7 yıl yerleşik köy hayatı deneyimli
Daha fazla bilgi için : www.kalicitarim.blogspot.com
Permakültür nedir?
Permakültür tasarımcılarının permakültür hakkındaki tanımlamaları şöyle;
Organik bahçecilik kılığına girmiş bir devrimdir.
Mike Feingold, İngiltere
Permakültür yani kalıcı tarım yada bugünkü anlamıyla kalıcı kültür birtakım bahçecilik teknikleri olarak algılanmakta fakat aslında bütüncül bir tasarım felsefesi’dir ve bazı kişilere göre de yaşam felsefesidir. Bu merkezcil tema insan ihtiyaçlarını karşılayan sistemlerin yaratılabilmesi için doğal kaynaklardan ve doğadaki ekosistemlerden esinlenilmesidir. Hedefleri ve öncelikleri sürdürelebilirliğin vazgeçilmezleridir.
Emma Chapman, İngiltere
Permakültür sürdürülebilir insan yerleşimlerinin tasarlanmasıdır. Hem felsefi hem de pratik bir yaklaşım olarak mikro klimaya uyumlu arazi kullanımı , fonksiyonel bitkiler, hayvanlar, toprak ve su yönetimi ile insan ihtiyaçlarının grift olarak ilişkilendirildiği yüksek verimli sistemlerdir.
Permakültür yaşadığımız çevre, kaynaklarımızın kullanımı ve ihtiyaçlarımızı nasıl karşıladığımız hakkında dikkatli bir düşünmedir. Amacı sadece bugün için değil gelecek kuşaklar için de sürdürülebilir sistemler yaratmaktır. Anafikir; Doğa ve birbirimizle ortaklaşa dünya ve insanlara sahip çıkan ortamlar yaratarak çeşitlilik, devamlılık ve esnek doğal ekosistemler tasarlamak , zarar verilmiş doğayı canlandırmak ve hala bozulmamış doğayı korumaktır. Permakültür çevresel etiklere dayanan doğru tasarımdır.
Dünyada yalnızca binaları, çiftlikleri, bahçeleri ve köyleri planlamak için değil aynı zamanda ve ticari, endüstriyel, organizasyonel, sosyal ve eğitimsel planlama için de kullanılmaktadır.
Jan Martin Bang Chapman, İsrail
Permakültür kalıcı ve kendine yeten bir tarım sistemidir, şehirde ve kırsal alanda rahatlıkla uygulanabilir, az bakımla ağaçların,bitkilerin, hayvanların ve insan aktivitesinin en verimli üretkenlikle belirli ortamlar için tasarlanmasıdır. Amaç sistemi ekolojik istikrarı ve toprağı, suyu, enerjiyi ve diğer doğal kaynakların çeşitliliğini koruyacak şekilde tasarlamaktır. Aslında ekolojiden esinlenilmiş bir sağduyu tasarımıdır.
Crystal Waters Permaculture Village, Avustralya
‘Permakültür’e Giriş’ Seminerine Kayıt Formu
Adı :
Soyadı :
Doğum tarihi :
Tel :
Adres :
E-posta :
Mesleği :
Mezun olduğu okul/bölüm:
Neden bu seminere katılmak istiyorum?
…………….…tarihinde ………………’da yapılacak olan ‘Permakültür’e Giriş’ semineri için 2 günlük –toplam 11 saat- 150 YTL kayıt/seminer bedelini ödedim. Kişisel nedenlerle seminere katılmama seminere başlangıç tarihinden 2 gün öncesinde beyan edilirse yatırılan bedel geri ödenir, daha sonra beyan edilirse ileriki tarihte yapılacak bir seminer için kullanılır. Kurumsal veya başka nedenlerle iptal edilen ve/veya ertelenen seminerler için ödenmis bedeller geri alınabilir ve/veya ileriki tarihte yapılacak olan bir seminer için kullanabilirsiniz.
Adı/Soyadı ve İmza
Sürdürülebilirlik için tasarım
assi_açık.sosyal.sürdürülebilir.iletişim
Övgü Gökdağ
www.kalicitarim.blogspot.com
ovgu.assion@gmail.com
‘Permakültür’e Giriş’
Semineri
Seminer Tarihi ve Yeri :
Seminer Süresi : 2 gün, (toplam 11 saat )
Min-Max Katılımcı Sayısı : 15 -20 kişi
Seminer İçeriği :
Permakültür Nedir? Tarihçesi
DVD gösterimi , Bill Mollison
Permakültür Tasarımı’nın Temelleri
DVD gösterimi, Sepp Holzer
Permakültür Değerleri
Permakültür’ün Tasarımı’nın Kuralları
Permakültür Uygulaması
Seminer toplam 11 saattir ve bedeli tümünü kapsar. Seminer katılımcıları daha sonra düzenlenecek olan 2 haftalık ‘Uygulamalı Permakültür Tasarımı’ Sertifika Programı’na kayıt yaptırabilecekler.
Hazırlayan ve sunan: Övgü Gökdağ
Politika Bilimcisi, Bilkent Üniversitesi Politika Bilimi ve Kamu Yönetimi 1993
Findhorn Ekoköy Eğitimi sertifikalı
Tübitak’a kayıtlı Yerel Sürdürülebilir Kalkınma Projesi, Sacayağı Modeli
7 yıl yerleşik köy hayatı deneyimli
Daha fazla bilgi için : www.kalicitarim.blogspot.com
Permakültür nedir?
Permakültür tasarımcılarının permakültür hakkındaki tanımlamaları şöyle;
Organik bahçecilik kılığına girmiş bir devrimdir.
Mike Feingold, İngiltere
Permakültür yani kalıcı tarım yada bugünkü anlamıyla kalıcı kültür birtakım bahçecilik teknikleri olarak algılanmakta fakat aslında bütüncül bir tasarım felsefesi’dir ve bazı kişilere göre de yaşam felsefesidir. Bu merkezcil tema insan ihtiyaçlarını karşılayan sistemlerin yaratılabilmesi için doğal kaynaklardan ve doğadaki ekosistemlerden esinlenilmesidir. Hedefleri ve öncelikleri sürdürelebilirliğin vazgeçilmezleridir.
Emma Chapman, İngiltere
Permakültür sürdürülebilir insan yerleşimlerinin tasarlanmasıdır. Hem felsefi hem de pratik bir yaklaşım olarak mikro klimaya uyumlu arazi kullanımı , fonksiyonel bitkiler, hayvanlar, toprak ve su yönetimi ile insan ihtiyaçlarının grift olarak ilişkilendirildiği yüksek verimli sistemlerdir.
Permakültür yaşadığımız çevre, kaynaklarımızın kullanımı ve ihtiyaçlarımızı nasıl karşıladığımız hakkında dikkatli bir düşünmedir. Amacı sadece bugün için değil gelecek kuşaklar için de sürdürülebilir sistemler yaratmaktır. Anafikir; Doğa ve birbirimizle ortaklaşa dünya ve insanlara sahip çıkan ortamlar yaratarak çeşitlilik, devamlılık ve esnek doğal ekosistemler tasarlamak , zarar verilmiş doğayı canlandırmak ve hala bozulmamış doğayı korumaktır. Permakültür çevresel etiklere dayanan doğru tasarımdır.
Dünyada yalnızca binaları, çiftlikleri, bahçeleri ve köyleri planlamak için değil aynı zamanda ve ticari, endüstriyel, organizasyonel, sosyal ve eğitimsel planlama için de kullanılmaktadır.
Jan Martin Bang Chapman, İsrail
Permakültür kalıcı ve kendine yeten bir tarım sistemidir, şehirde ve kırsal alanda rahatlıkla uygulanabilir, az bakımla ağaçların,bitkilerin, hayvanların ve insan aktivitesinin en verimli üretkenlikle belirli ortamlar için tasarlanmasıdır. Amaç sistemi ekolojik istikrarı ve toprağı, suyu, enerjiyi ve diğer doğal kaynakların çeşitliliğini koruyacak şekilde tasarlamaktır. Aslında ekolojiden esinlenilmiş bir sağduyu tasarımıdır.
Crystal Waters Permaculture Village, Avustralya
‘Permakültür’e Giriş’ Seminerine Kayıt Formu
Adı :
Soyadı :
Doğum tarihi :
Tel :
Adres :
E-posta :
Mesleği :
Mezun olduğu okul/bölüm:
Neden bu seminere katılmak istiyorum?
…………….…tarihinde ………………’da yapılacak olan ‘Permakültür’e Giriş’ semineri için 2 günlük –toplam 11 saat- 150 YTL kayıt/seminer bedelini ödedim. Kişisel nedenlerle seminere katılmama seminere başlangıç tarihinden 2 gün öncesinde beyan edilirse yatırılan bedel geri ödenir, daha sonra beyan edilirse ileriki tarihte yapılacak bir seminer için kullanılır. Kurumsal veya başka nedenlerle iptal edilen ve/veya ertelenen seminerler için ödenmis bedeller geri alınabilir ve/veya ileriki tarihte yapılacak olan bir seminer için kullanabilirsiniz.
Adı/Soyadı ve İmza
31 Ağustos 2008 Pazar
İlk Türkçe "Permakültür'e Giriş " Seminerini İmeceevi'nde gerçekleştirdik.
Merhabalar,
Günlerdir heyecanla gerçekleştirmek için uğraştığım ilk Türkçe 11 saatlik "Permakültür'e Giriş" seminerlerinin ilkini İmeceevi'nde tamamladık. Bunun için başta İsmail Yenigün olmak üzere tüm İmeceevi sakinlerine teşekkür ediyorum. Seminer notlarının tasarımında bana çok yardımcı olan Suat Demiriz'e de minnettarım.
Bu seminer 2002'de Sacayağı Projesi'ni yazmakla başlayan uzun ve yeni bir yaşam yolunun ilk meyvesiydi. İlk seminerin sonuçları bana daha sonraki seminerleri düzenlemek için güç ve cesaret verdi. Bugün İmeceevi'yle önümüzdeki günlerde İmeceevi'nde gerçekleştireceğimiz seminerlerin takvimini yaptık. İlk seminerimizin ilk gününde İstanbul'da da seminer düzenleme teklifi aldım. Çok mutluyum. Dolayısıyla hemen diğer seminerler için bir DUYURU!!! hazırladım.
Bu yoldaki tüm desteklere teşekkürler. Şimdi sıra 2 HAFTALIK DOĞA KONAKLAMALI PERMAKÜLTÜR TASARIMI çalısmasına geldi. Projesini yazmaya başladık...
Sevgiler,
Övgü
Günlerdir heyecanla gerçekleştirmek için uğraştığım ilk Türkçe 11 saatlik "Permakültür'e Giriş" seminerlerinin ilkini İmeceevi'nde tamamladık. Bunun için başta İsmail Yenigün olmak üzere tüm İmeceevi sakinlerine teşekkür ediyorum. Seminer notlarının tasarımında bana çok yardımcı olan Suat Demiriz'e de minnettarım.
Bu seminer 2002'de Sacayağı Projesi'ni yazmakla başlayan uzun ve yeni bir yaşam yolunun ilk meyvesiydi. İlk seminerin sonuçları bana daha sonraki seminerleri düzenlemek için güç ve cesaret verdi. Bugün İmeceevi'yle önümüzdeki günlerde İmeceevi'nde gerçekleştireceğimiz seminerlerin takvimini yaptık. İlk seminerimizin ilk gününde İstanbul'da da seminer düzenleme teklifi aldım. Çok mutluyum. Dolayısıyla hemen diğer seminerler için bir DUYURU!!! hazırladım.
Bu yoldaki tüm desteklere teşekkürler. Şimdi sıra 2 HAFTALIK DOĞA KONAKLAMALI PERMAKÜLTÜR TASARIMI çalısmasına geldi. Projesini yazmaya başladık...
Sevgiler,
Övgü
DUYURU !!!
Permakültür'e Giriş Seminerleri
"Sürdürülebilirlik için tasarım"
Seminer Süresi: 11 saat
Seminer katılım bedeli : 150 YTL
Düzenleyen: Övgü Gökdağ
iletişim: ovgu.assion@gmail.com
Tarihler:
Eylül 2008 - 15 Ocak 2009
15 Nisan - Temmuz 2009
Arkadaşlar,
Yukarıda belirttiğim tarihler arasında
"Permakültür'e Giriş"- 11 saat
"Yerel Ürün Adil Ticaret" - 2 saat
"Yiyecek, Çiftçilik ve İnsan Toplulukları : Yeni Sosyal Ekonomi"- 4 saat
Seminerleri veriyorum. Seminerleri istediğiniz şehirde yeterli katılımcı sayısına -15 kişi- ulaşırsak düzenleyebiliriz. Lütfen size uygun tarihler için iletişim kurun.
Seminerlerde görüşmek üzere,
Övgü
"Sürdürülebilirlik için tasarım"
Seminer Süresi: 11 saat
Seminer katılım bedeli : 150 YTL
Düzenleyen: Övgü Gökdağ
iletişim: ovgu.assion@gmail.com
Tarihler:
Eylül 2008 - 15 Ocak 2009
15 Nisan - Temmuz 2009
Arkadaşlar,
Yukarıda belirttiğim tarihler arasında
"Permakültür'e Giriş"- 11 saat
"Yerel Ürün Adil Ticaret" - 2 saat
"Yiyecek, Çiftçilik ve İnsan Toplulukları : Yeni Sosyal Ekonomi"- 4 saat
Seminerleri veriyorum. Seminerleri istediğiniz şehirde yeterli katılımcı sayısına -15 kişi- ulaşırsak düzenleyebiliriz. Lütfen size uygun tarihler için iletişim kurun.
Seminerlerde görüşmek üzere,
Övgü
Permakültür’e Giriş
Permakültür, sürdürülebilir insan yerleşimleri oluşturmak için bir tasarım sistemidir. Kelime anlamı sadece kalıcı tarım ve kalıcı kültür kelimelerinin birleşimi değil , sürdürülebilir tarım temelli ve toprak kullanım etiği olmadan hiçbir kültürün uzun süre varolamayacağıdır. Bir seviyede, permakültür bitkiler, hayvanlar, binalar ve altyapı uygulamalarını (su, enerji, iletişim) içerir. Bununla birlikte permakültür sadece bunlardan oluşmaz bizim onların arasında kurduğumuz ilişkiler ve onları toprağa nasıl konumlandırdığımız hakkındadır.
Amaç uzun vade de sürdürülebilir, ekolojik söylemi olan ve ekonomik olarak kendi ihtiyaçlarını karşılarken, kirletmeyen ve sömürmeyen yaşanabilecek sistemler yaratmaktır.
Permakültür en küçük uygulanabilir alanı kullanarak bitkilerin ve hayvanların doğal olarak varolan niteliklerini kullanır ve bunları toprağın varolan karakteristiği ile şehir ve ülke için yaşam destekleyen sistemlerin kurulması için birleştirir.
Permakültür doğadaki sistemlerin gözlenmesini esas alır, geleneksel tarım uygulamalarındaki bilgelikle, modern bilimsel ve teknolojik bilgiyi birleştirir.
Fukuoka , Ekin Sapı Devrimi kitabında belki de bugüne kadar yapılmış en iyi temel permakültür felsefesini açıklamıştır. Kısaca ; doğaya karşı değil ,doğayla birlikte yapılan küçük ölçekte kopyalanmış ama düşüncesiz kullanılan işgücü yerine küçük ölçekte kopyalanmış ve anlayarak gözlem gücünü kullanan ,
tek ürün sistemi uygulamak yerine bitkilerin ve hayvanların tüm değerlerini gözönüne alan bir felsefeden bahsetmektedir.
Sıradan bir insan olarak konuşursam toprağa aikido uygulamak, akışla birlikte akmak, çeşitliliği güce çevirmek ve herşeyi olumlu kullanmak olarak açıklayabilirim. Ya da toprağa karate yaparsınız , onun gücüyle ürün alır ve doğal akışı bozarsınız. Fakat bizim doğaya saldırmamız kendimize saldırmamız demektir ki bu bizi yokoluşa götürür.
Bana göre doğadan üstün olduğumuz fikrini tamamıyla terkedersek doğayla uyum mümkündür.
Levi Straus der ki bizim en en derin yanlışımız kendimizi yaradılışın efendisi sanmaktır. Biz diğer yaşam formlarından daha üstün değiliz, yaşayan herşey kendi ifadesini yaşama yansıtır. Eğer gerçegi görebilseydik diğer yaşam formlarına yaptıklarımızı aslında kendimize yaptığımızı anlardık. Bu gerçeği anlayan bir kültür yaşayan hiçbirşeye zarar vermez, veremez.
Permakültür dünyadaki doğal ve yararlı enerjiyi kullanarak, dünyadaki yaşamı sürekli olarak yok etmeden doğal kaynaklardan yiyecek üreterek varolabileceğimiz bir sistemdir. Dünyayı korumak ve onarmak için bilinen hiçbir teknik, hangi ulusun ve grubun değişim için hazırlandığından bahsetmez. Bununla birlikte milyonlarca sıradan insan kendi değişim hazırlığını hiçbir politik güçten destek almadan yapmaktadır.
Nerede yaşarsak yaşayalım , hemen birşeyler yapmaya başlamalıyız. Enerji tüketimizi azaltarak başlayabiliriz. Aslında şu an kullandığımız enerjinin sadece % 40 ‘ı ile hiçbirşeyden fedakarlık etmeden yaşayabiliriz. Evlerimizi enerji verimli hale getirebilirz. Toplu ulaşımı ve ortaklaşa araç kullanarak araç sahipliğini azaltabiliriz. Yağmur sularını toplayabilir , gri suyu tuvalette veya bahçede kullanabiliriz. Ve yiyecek üretiminde de kendi payımıza düşeni yapmalıyız. Bu ihtiyacımız olan tüm patatesi kendimizin üreteceği anlamına gelmez fakat onu yetiştirenden doğrudan almamıza olanak sağlar. Aslında , biri patates üreten çiftçi ve komşudaki alıcı grup arasındaki ilişkiyi organize ederse daha iyi yapar.
Tüm kalıcı tarım uygulamalarında veya sürdürülebilir insan kültürlerinde , sistemin ihtiyacı olan enerji sistem tarafından üretilir. Modern ürün tarımı ise dışarıdan kullanılan enerjiye bağımlıdır.
Toprağın mal olarak kabul edildiği ticari tarımsal sistemlerde toprağın yıpratıcı şekilde kullanımı, dışardaki enerji kaynaklarına (çoğunlukla üçüncü dünyadan alınan petrol, gübre, protein, işgücü ve yetenekler ) talebi getirir.
Toprağın ortak kullanımda olduğu üreten kalıcı sistemlere geçiş alcak enerji toplumundan yüksek enerji toplumuna geçiştir.
Geleneksel tarım gerçek ederleri göz ardı eder ve ödemez. Topraktan yıllık hububat ve sebze ürünleri alabilmek için,yoğun olarak toprağı sürer, gereğinden fazla hayvan besleyerek toprağı aşındırır, geri dönüşümü olmayan kaynaklar mahsülü desteklemek için kullanılır.
Eğer sistemin ihtiyaçları sistemin kendisinden karşılanamıyorsa , enerji tüketimi ve kirlilik için bedel ödüyoruz. Şu anda uygulanan tarımın gerçek değerini artık karşılayamaz haldeyiz. Bu dünyamızı öldürüyor ve bu durum da bizi.
Arka kapılarımızdaki eşiklerde oturarak , tüm ihtiyacımız olanın iyi bir yaşam olduğunu söyleriz. Etrafımızı saran güneş, rüzgar, insan, binalar, taşlar, deniz, kuşlar ve bitkiler’le ortaklık uyum getirir , bunlara karşıtlık hastalık ve kaos getirir.
Referans: Permakültüre Giriş , Bill Mollison ve Reny Slay, 1991 Tagari Yayınları
Çeviri: Övgü Gökdağ , Ağustos 2008, İmecevi
Amaç uzun vade de sürdürülebilir, ekolojik söylemi olan ve ekonomik olarak kendi ihtiyaçlarını karşılarken, kirletmeyen ve sömürmeyen yaşanabilecek sistemler yaratmaktır.
Permakültür en küçük uygulanabilir alanı kullanarak bitkilerin ve hayvanların doğal olarak varolan niteliklerini kullanır ve bunları toprağın varolan karakteristiği ile şehir ve ülke için yaşam destekleyen sistemlerin kurulması için birleştirir.
Permakültür doğadaki sistemlerin gözlenmesini esas alır, geleneksel tarım uygulamalarındaki bilgelikle, modern bilimsel ve teknolojik bilgiyi birleştirir.
Fukuoka , Ekin Sapı Devrimi kitabında belki de bugüne kadar yapılmış en iyi temel permakültür felsefesini açıklamıştır. Kısaca ; doğaya karşı değil ,doğayla birlikte yapılan küçük ölçekte kopyalanmış ama düşüncesiz kullanılan işgücü yerine küçük ölçekte kopyalanmış ve anlayarak gözlem gücünü kullanan ,
tek ürün sistemi uygulamak yerine bitkilerin ve hayvanların tüm değerlerini gözönüne alan bir felsefeden bahsetmektedir.
Sıradan bir insan olarak konuşursam toprağa aikido uygulamak, akışla birlikte akmak, çeşitliliği güce çevirmek ve herşeyi olumlu kullanmak olarak açıklayabilirim. Ya da toprağa karate yaparsınız , onun gücüyle ürün alır ve doğal akışı bozarsınız. Fakat bizim doğaya saldırmamız kendimize saldırmamız demektir ki bu bizi yokoluşa götürür.
Bana göre doğadan üstün olduğumuz fikrini tamamıyla terkedersek doğayla uyum mümkündür.
Levi Straus der ki bizim en en derin yanlışımız kendimizi yaradılışın efendisi sanmaktır. Biz diğer yaşam formlarından daha üstün değiliz, yaşayan herşey kendi ifadesini yaşama yansıtır. Eğer gerçegi görebilseydik diğer yaşam formlarına yaptıklarımızı aslında kendimize yaptığımızı anlardık. Bu gerçeği anlayan bir kültür yaşayan hiçbirşeye zarar vermez, veremez.
Permakültür dünyadaki doğal ve yararlı enerjiyi kullanarak, dünyadaki yaşamı sürekli olarak yok etmeden doğal kaynaklardan yiyecek üreterek varolabileceğimiz bir sistemdir. Dünyayı korumak ve onarmak için bilinen hiçbir teknik, hangi ulusun ve grubun değişim için hazırlandığından bahsetmez. Bununla birlikte milyonlarca sıradan insan kendi değişim hazırlığını hiçbir politik güçten destek almadan yapmaktadır.
Nerede yaşarsak yaşayalım , hemen birşeyler yapmaya başlamalıyız. Enerji tüketimizi azaltarak başlayabiliriz. Aslında şu an kullandığımız enerjinin sadece % 40 ‘ı ile hiçbirşeyden fedakarlık etmeden yaşayabiliriz. Evlerimizi enerji verimli hale getirebilirz. Toplu ulaşımı ve ortaklaşa araç kullanarak araç sahipliğini azaltabiliriz. Yağmur sularını toplayabilir , gri suyu tuvalette veya bahçede kullanabiliriz. Ve yiyecek üretiminde de kendi payımıza düşeni yapmalıyız. Bu ihtiyacımız olan tüm patatesi kendimizin üreteceği anlamına gelmez fakat onu yetiştirenden doğrudan almamıza olanak sağlar. Aslında , biri patates üreten çiftçi ve komşudaki alıcı grup arasındaki ilişkiyi organize ederse daha iyi yapar.
Tüm kalıcı tarım uygulamalarında veya sürdürülebilir insan kültürlerinde , sistemin ihtiyacı olan enerji sistem tarafından üretilir. Modern ürün tarımı ise dışarıdan kullanılan enerjiye bağımlıdır.
Toprağın mal olarak kabul edildiği ticari tarımsal sistemlerde toprağın yıpratıcı şekilde kullanımı, dışardaki enerji kaynaklarına (çoğunlukla üçüncü dünyadan alınan petrol, gübre, protein, işgücü ve yetenekler ) talebi getirir.
Toprağın ortak kullanımda olduğu üreten kalıcı sistemlere geçiş alcak enerji toplumundan yüksek enerji toplumuna geçiştir.
Geleneksel tarım gerçek ederleri göz ardı eder ve ödemez. Topraktan yıllık hububat ve sebze ürünleri alabilmek için,yoğun olarak toprağı sürer, gereğinden fazla hayvan besleyerek toprağı aşındırır, geri dönüşümü olmayan kaynaklar mahsülü desteklemek için kullanılır.
Eğer sistemin ihtiyaçları sistemin kendisinden karşılanamıyorsa , enerji tüketimi ve kirlilik için bedel ödüyoruz. Şu anda uygulanan tarımın gerçek değerini artık karşılayamaz haldeyiz. Bu dünyamızı öldürüyor ve bu durum da bizi.
Arka kapılarımızdaki eşiklerde oturarak , tüm ihtiyacımız olanın iyi bir yaşam olduğunu söyleriz. Etrafımızı saran güneş, rüzgar, insan, binalar, taşlar, deniz, kuşlar ve bitkiler’le ortaklık uyum getirir , bunlara karşıtlık hastalık ve kaos getirir.
Referans: Permakültüre Giriş , Bill Mollison ve Reny Slay, 1991 Tagari Yayınları
Çeviri: Övgü Gökdağ , Ağustos 2008, İmecevi
Permakültür nedir?
Permakültür nedir?
Permakültür tasarımcılarının permakültür hakkındaki tanımlamaları şöyle;
Organik bahçecilik kılığına girmiş bir devrimdir.
Mike Feingold, İngiltere
Permakültür yani kalıcı tarım yada bugünkü anlamıyla kalıcı kültür birtakım bahçecilik teknikleri olarak algılanmakta fakat aslında bütüncül bir tasarım felsefesi’dir ve bazı kişilere göre de yaşam felsefesidir. Bu merkezcil tema insan ihtiyaçlarını karşılayan sistemlerin yaratılabilmesi için doğal kaynaklardan ve doğadaki ekosistemlerden esinlenilmesidir. Hedefleri ve öncelikleri sürdürelebilirliğin vazgeçilmezleridir.
Emma Chapman, İngiltere
Permakültür sürdürülebilir insan yerleşimlerinin tasarlanmasıdır. Hem felsefi hem de pratik bir yaklaşım olarak mikro klimaya uyumlu arazi kullanımı , fonksiyonel bitkiler, hayvanlar, toprak ve su yönetimi ile insan ihtiyaçlarının grift olarak ilişkilendirildiği yüksek verimli sistemlerdir.
Permakültür yaşadığımız çevre, kaynaklarımızın kullanımı ve ihtiyaçlarımızı nasıl karşıladığımız hakkında dikkatli bir düşünmedir. Amacı sadece bugün için değil gelecek kuşaklar için de sürdürülebilir sistemler yaratmaktır. Anafikir; Doğa ve birbirimizle ortaklaşa dünya ve insanlara sahip çıkan ortamlar yaratarak çeşitlilik, devamlılık ve esnek doğal ekosistemler tasarlamak , zarar verilmiş doğayı canlandırmak ve hala bozulmamış doğayı korumaktır. Permakültür çevresel etiklere dayanan doğru tasarımdır.
Dünyada yalnızca binaları, çiftlikleri, bahçeleri ve köyleri planlamak için değil aynı zamanda ve ticari, endüstriyel, organizasyonel, sosyal ve eğitimsel planlama için de kullanılmaktadır.
Jan Martin Bang Chapman, İsrail
Permakültür kalıcı ve kendine yeten bir tarım sistemidir, şehirde ve kırsal alanda rahatlıkla uygulanabilir, az bakımla ağaçların,bitkilerin, hayvanların ve insan aktivitesinin en verimli üretkenlikle belirli ortamlar için tasarlanmasıdır. Amaç sistemi ekolojik istikrarı ve toprağı, suyu, enerjiyi ve diğer doğal kaynakların çeşitliliğini koruyacak şekilde tasarlamaktır. Aslında ekolojiden esinlenilmiş bir sağduyu tasarımıdır.
Crystal Waters Permaculture Village, Avustralya
Çeviri: Övgü Gökdağ , Ağustos 2008, İmecevi
Permakültür tasarımcılarının permakültür hakkındaki tanımlamaları şöyle;
Organik bahçecilik kılığına girmiş bir devrimdir.
Mike Feingold, İngiltere
Permakültür yani kalıcı tarım yada bugünkü anlamıyla kalıcı kültür birtakım bahçecilik teknikleri olarak algılanmakta fakat aslında bütüncül bir tasarım felsefesi’dir ve bazı kişilere göre de yaşam felsefesidir. Bu merkezcil tema insan ihtiyaçlarını karşılayan sistemlerin yaratılabilmesi için doğal kaynaklardan ve doğadaki ekosistemlerden esinlenilmesidir. Hedefleri ve öncelikleri sürdürelebilirliğin vazgeçilmezleridir.
Emma Chapman, İngiltere
Permakültür sürdürülebilir insan yerleşimlerinin tasarlanmasıdır. Hem felsefi hem de pratik bir yaklaşım olarak mikro klimaya uyumlu arazi kullanımı , fonksiyonel bitkiler, hayvanlar, toprak ve su yönetimi ile insan ihtiyaçlarının grift olarak ilişkilendirildiği yüksek verimli sistemlerdir.
Permakültür yaşadığımız çevre, kaynaklarımızın kullanımı ve ihtiyaçlarımızı nasıl karşıladığımız hakkında dikkatli bir düşünmedir. Amacı sadece bugün için değil gelecek kuşaklar için de sürdürülebilir sistemler yaratmaktır. Anafikir; Doğa ve birbirimizle ortaklaşa dünya ve insanlara sahip çıkan ortamlar yaratarak çeşitlilik, devamlılık ve esnek doğal ekosistemler tasarlamak , zarar verilmiş doğayı canlandırmak ve hala bozulmamış doğayı korumaktır. Permakültür çevresel etiklere dayanan doğru tasarımdır.
Dünyada yalnızca binaları, çiftlikleri, bahçeleri ve köyleri planlamak için değil aynı zamanda ve ticari, endüstriyel, organizasyonel, sosyal ve eğitimsel planlama için de kullanılmaktadır.
Jan Martin Bang Chapman, İsrail
Permakültür kalıcı ve kendine yeten bir tarım sistemidir, şehirde ve kırsal alanda rahatlıkla uygulanabilir, az bakımla ağaçların,bitkilerin, hayvanların ve insan aktivitesinin en verimli üretkenlikle belirli ortamlar için tasarlanmasıdır. Amaç sistemi ekolojik istikrarı ve toprağı, suyu, enerjiyi ve diğer doğal kaynakların çeşitliliğini koruyacak şekilde tasarlamaktır. Aslında ekolojiden esinlenilmiş bir sağduyu tasarımıdır.
Crystal Waters Permaculture Village, Avustralya
Çeviri: Övgü Gökdağ , Ağustos 2008, İmecevi
Bill Mollison'dan Permakültürcüler Topluluğu
Permakültürcüler Topluluğu
Dünyadaki köylü toplulukları son on senede gelişmeye başladı Bu en dikkate değer devrim düşüncede, değerlerde ve teknolojide değişim olarak şekillenmekte ve gelişmekte. Bu kitap sabanı hızlandırmak için değil fakat toprak ve yaşam adına yeni ve farklı bir yaklaşım- anlayıştır ve sabanın eskimişliğini gösterir.
Permakültür ve uygun teknoloji kullanarak yapılanan. küçük ve sorumlu insan topluluklarının oluşması bana göre günümüz politik ve ekonomik sorunların çözümüdür. İnanıyorum ki, merkezi güçlerin günleri sayılı ve toplumun yeniden yapılanması kaçınılmaz ve bazen de acılı bir süreç olacak.
Bazılarımız hareketsiz kalmayı tercih edebilirler ,ama bizler kendi varoluşumuz için yeni yollar bulmalıyız. Çiftçiler ve bahçıvanlardan bahsediyorum . Bununla birlikte herkesin kullanabileceği yetenenekleri ve güçlü yönleri var, yerel ve ülkesel politikaları değiştirmek için ekolojik partiler kurulabilir, yerel insiyatif grupları oluşabilir, topraksız insanlar için kamu topraklarını talep edilebilir ve uluslararası atıkların dönüşümü için işbirliği yapılabilinir.
İnanıyorum ki herşeyden önce yaşam felsefemizi değiştirmeliyiz. Rekabetçi felsefemizi değistirip (ki bu eğitim sistemimizi istila etmiştir) karşılıklı yardımlaşmanın ve maddeye dayalı güvensizliklerimizin insani güvenlere dönüşmesi, kabile için kişiyi , kaloriler için petrol ve ürünler icin para anlayışının değişmesi gerekmektedir.
Fakat yapmamız gereken en büyük değişim tüketimden üretime geçmektir. ki bu en küçük ölçekte bizim kendi bahçelerimizde başlar. Sadece % 10’umuz bunu yapsa herkes için yeterli olur.Yiyecek ve barınak yerine kelime ve kurşun üretenlerin ve saldırdıkları sisteme bağımlı olan bahçesi olmayan devrimcilerin yararsızlıklarına da yeterler. Bazen dünya üzerinde kısılmış olduğumuz sanılsa da, bilinçli veya bilinçsiz olarak kendimizi yardımsız sanmak için komplolar üretiyoruz. Ve diğer insanların tüm ihtiyaçlarını üretenler yani bizler baki kalacağız. Biz kendimizi kıtlık, tüm adaletsizliklerden ve dünyanın aptallığından tedavi edebiliriz. Bunu doğal sistemlerin nasıl islediğini anlayarak , dikkatli ormancılık ve bahçıvanlık yaparak, dünyayı düşünerek ve şevkat göstererek başarabiliriz.
Doğayı zorlayanlar kendilerini zorluyorlar. Sadece buğday yetiştirdiğimizde hamur oluruz. Sadece para aradığımızda küstah oluruz ve çocukluğumuzun takım sporlarındaysak hala doldurulmuş deri top oluruz. Dindeki, sağlıktaki, tarımdaki veya fabrikalardaki tek kültürcülerin farkında olun, Onlar sıkılmışlıktan delirmiş bir halde ve savaş yaratabilirler ve güçlü olduklarını iddaa edebilirler çünkü aslında güçsüzdürler.
Bütün bir kişi olmak için,kendi patikalarımızda yürümeli ve gerçekten birşeye sahip olmak istiyorsak sahip olduklarımızı vermeliyiz. Bu bir bilmece değil.
Çeşitli ve çok yönlü yeteneklerini paylaşanlar gerçek arkadaşlardır ve topluluk hissini yaratırlar ve dünyada nereye gidersek gidelim güvende olduğumuz bilgisine sahiptirler. Dünyadaki fazla nüfus artışının inkarına, tamahkarlığa, soğuğa, açlığa,ve yoksulluğa karşı bir çok kazanılacak kavga ve yaşanacak macera var,
Arkadaşlık, insanlık, uygulamalı ekoloji ve sofistike tasarımlar ki bunlar şu anki yaşamlarımızdan çok daha iyi koşullardır ; bunlar çocuklarımız için de yeni bir yaşam anlamına gelir.
Ortaklaşa üretim ve toplumsal sorumluluk üreten bizim izlediğimizden başka patika yok. Bu yola çıkın ve hayatınızı hayal edemeyeceğiniz şekilde değiştirin.
Referans: Permakültüre Giriş , Bill Mollison ve Reny Slay, 1991 Tagari Yayınları
Çeviri: Övgü Gökdağ , Ağustos 2008, İmecevi
Dünyadaki köylü toplulukları son on senede gelişmeye başladı Bu en dikkate değer devrim düşüncede, değerlerde ve teknolojide değişim olarak şekillenmekte ve gelişmekte. Bu kitap sabanı hızlandırmak için değil fakat toprak ve yaşam adına yeni ve farklı bir yaklaşım- anlayıştır ve sabanın eskimişliğini gösterir.
Permakültür ve uygun teknoloji kullanarak yapılanan. küçük ve sorumlu insan topluluklarının oluşması bana göre günümüz politik ve ekonomik sorunların çözümüdür. İnanıyorum ki, merkezi güçlerin günleri sayılı ve toplumun yeniden yapılanması kaçınılmaz ve bazen de acılı bir süreç olacak.
Bazılarımız hareketsiz kalmayı tercih edebilirler ,ama bizler kendi varoluşumuz için yeni yollar bulmalıyız. Çiftçiler ve bahçıvanlardan bahsediyorum . Bununla birlikte herkesin kullanabileceği yetenenekleri ve güçlü yönleri var, yerel ve ülkesel politikaları değiştirmek için ekolojik partiler kurulabilir, yerel insiyatif grupları oluşabilir, topraksız insanlar için kamu topraklarını talep edilebilir ve uluslararası atıkların dönüşümü için işbirliği yapılabilinir.
İnanıyorum ki herşeyden önce yaşam felsefemizi değiştirmeliyiz. Rekabetçi felsefemizi değistirip (ki bu eğitim sistemimizi istila etmiştir) karşılıklı yardımlaşmanın ve maddeye dayalı güvensizliklerimizin insani güvenlere dönüşmesi, kabile için kişiyi , kaloriler için petrol ve ürünler icin para anlayışının değişmesi gerekmektedir.
Fakat yapmamız gereken en büyük değişim tüketimden üretime geçmektir. ki bu en küçük ölçekte bizim kendi bahçelerimizde başlar. Sadece % 10’umuz bunu yapsa herkes için yeterli olur.Yiyecek ve barınak yerine kelime ve kurşun üretenlerin ve saldırdıkları sisteme bağımlı olan bahçesi olmayan devrimcilerin yararsızlıklarına da yeterler. Bazen dünya üzerinde kısılmış olduğumuz sanılsa da, bilinçli veya bilinçsiz olarak kendimizi yardımsız sanmak için komplolar üretiyoruz. Ve diğer insanların tüm ihtiyaçlarını üretenler yani bizler baki kalacağız. Biz kendimizi kıtlık, tüm adaletsizliklerden ve dünyanın aptallığından tedavi edebiliriz. Bunu doğal sistemlerin nasıl islediğini anlayarak , dikkatli ormancılık ve bahçıvanlık yaparak, dünyayı düşünerek ve şevkat göstererek başarabiliriz.
Doğayı zorlayanlar kendilerini zorluyorlar. Sadece buğday yetiştirdiğimizde hamur oluruz. Sadece para aradığımızda küstah oluruz ve çocukluğumuzun takım sporlarındaysak hala doldurulmuş deri top oluruz. Dindeki, sağlıktaki, tarımdaki veya fabrikalardaki tek kültürcülerin farkında olun, Onlar sıkılmışlıktan delirmiş bir halde ve savaş yaratabilirler ve güçlü olduklarını iddaa edebilirler çünkü aslında güçsüzdürler.
Bütün bir kişi olmak için,kendi patikalarımızda yürümeli ve gerçekten birşeye sahip olmak istiyorsak sahip olduklarımızı vermeliyiz. Bu bir bilmece değil.
Çeşitli ve çok yönlü yeteneklerini paylaşanlar gerçek arkadaşlardır ve topluluk hissini yaratırlar ve dünyada nereye gidersek gidelim güvende olduğumuz bilgisine sahiptirler. Dünyadaki fazla nüfus artışının inkarına, tamahkarlığa, soğuğa, açlığa,ve yoksulluğa karşı bir çok kazanılacak kavga ve yaşanacak macera var,
Arkadaşlık, insanlık, uygulamalı ekoloji ve sofistike tasarımlar ki bunlar şu anki yaşamlarımızdan çok daha iyi koşullardır ; bunlar çocuklarımız için de yeni bir yaşam anlamına gelir.
Ortaklaşa üretim ve toplumsal sorumluluk üreten bizim izlediğimizden başka patika yok. Bu yola çıkın ve hayatınızı hayal edemeyeceğiniz şekilde değiştirin.
Referans: Permakültüre Giriş , Bill Mollison ve Reny Slay, 1991 Tagari Yayınları
Çeviri: Övgü Gökdağ , Ağustos 2008, İmecevi
22 Ağustos 2008 Cuma
PERMAKÜLTÜR’E GİRİŞ
29-30-31 AĞUSTOS 2008
İMECEEVİ
29 Ağustos 2008 Cuma 16:00 - 20:00
Permakültür Nedir? Tarihçesi
Permakültür Tasarımı’nın Temelleri
Permakültür Değerleri
30 Ağustos 2008 Cumartesi 16:00 - 20:00
Permakültür’ün Kuralları
31 Ağustos 2008 Pazar 10:00 - 13:00
Permakültür Uygulaması
2 gece tam pansiyon Konaklama dahil : 150 YTL
Konaklamasız katılım bedeli : 75 YTL
Fiyata tüm oturumlar dahildir.
Katılımcı sayısı 15 kişiyle sınırlı olduğundan önceden kayıt yaptırılmalıdır.
Katılım öncesi www.imeceevi.org sitesinde sizi bekleyen yaşam koşullarını okumanızı öneriyoruz.
İletişim ve kayıt için: ovgu.assion@gmail.com
Eğitmen: Övgü Gökdağ
Bilkent Üniversitesi Politika Bilimi ve Kamu Yönetimi 1993
Politika Bilimcisi, Findhorn Ekoköy Eğitimi sertifikalı
Tübitak’a kayıtlı Yerel Sürdürülebilir Kalkınma Projesi, Sacayağı Modeli
7 yıl köy hayatı deneyimli
İMECEEVİ
29 Ağustos 2008 Cuma 16:00 - 20:00
Permakültür Nedir? Tarihçesi
Permakültür Tasarımı’nın Temelleri
Permakültür Değerleri
30 Ağustos 2008 Cumartesi 16:00 - 20:00
Permakültür’ün Kuralları
31 Ağustos 2008 Pazar 10:00 - 13:00
Permakültür Uygulaması
2 gece tam pansiyon Konaklama dahil : 150 YTL
Konaklamasız katılım bedeli : 75 YTL
Fiyata tüm oturumlar dahildir.
Katılımcı sayısı 15 kişiyle sınırlı olduğundan önceden kayıt yaptırılmalıdır.
Katılım öncesi www.imeceevi.org sitesinde sizi bekleyen yaşam koşullarını okumanızı öneriyoruz.
İletişim ve kayıt için: ovgu.assion@gmail.com
Eğitmen: Övgü Gökdağ
Bilkent Üniversitesi Politika Bilimi ve Kamu Yönetimi 1993
Politika Bilimcisi, Findhorn Ekoköy Eğitimi sertifikalı
Tübitak’a kayıtlı Yerel Sürdürülebilir Kalkınma Projesi, Sacayağı Modeli
7 yıl köy hayatı deneyimli
7 Ağustos 2008 Perşembe
A TRIVET MODEL: CREATING SUSTAINABLE COMMUNITY-BASED SOCIO-ECONOMIC DEVELOPMENT (in any historic village in Turkey)
by Övgü Gökdağ
BS in Political Science & Public Admistration ,
FEAS, 1993 Bilkent University, Ankara, Turkiye
ASSİİ_açık.sosyal.sürdürülebilir.iletisim.insiyatifi
İlk Belediye Sk. 33/2
Beyoğlu 34420 İstanbul ,Turkiye
Phone :+90 212 2929195
E-mail: ovgu.assion@gmail.com
Mobile:+90 05058360931
Preface
The name Trivet is inspired by the symbol of the Tahtaci Türkmen tribe of Mount Ida: the goose foot print. For ten days every August, these people camp and sacrifice animals at Gargaron Peak on Mount Ida, a tradition which dates from the fall of Troy when Aeneas led the survivors to Mount Ida. This triad reminds me of the trivets that village women use for cooking in their courtyards in the summer.
This trivet model is a design for alternative sustainable business development. My own village, Assos-Behram, where I have lived with my family for seven years, has had unsuccessful experiences with foundations and farmers’ cooperatives. The villagers are result-oriented and define success as the ability to earn money; they learn best by copying a successful business. This attitude is at the core of their survival for five thousand years on the same site. A once-prosperous city of 5000 changed with time to a small, poor village of less than 1000 people. They dream of becoming prosperous again, but do not know how to achieve this dream.
This paper is the sum of my life expreience and I am thankful to the many people who helped me express these ideas. Special thanks to Dr.Hakan Seckinelgin from London School of Economics for time spent editing, to English Literature and Philosophy Professor Clinton Vickers & Ferruh Armutçuoğlu from Galatasaray University for editing my English, and to my family and friends for sharing their ideas with me and for their patience.
Objective
To create an alternative responsible business model to enable village communities to earn a better year-round living while preserving local social and cultural values and a stable ecological environment. To reduce the destruction of the local environment by providing opportunities for villagers to earn money while continuing to protect their cultural, historical, and ecological heritage.
How Trivet Works
This model consists of three different concepts which can work well together or independently. Implementation can start with any of the three projects. Implementing two or all three of the projects would reduce the risk of failure since each would support the others – as the three legs of a trivet provide stability and support the whole.
The first unit is a community center to preserve and sustain the socio-cultural and ecological values of the village. This community centre documents the traditional knowledge of living and establishes a data centre to support local socio-economic and cultural development. This multi-use centre is the core of the project. It can serve as a tool for preserving local culture and for enhancing positive change.
The second unit is creating a brand name and a niche market for locally produced, organically certified products. A strong local brand identification will foster sustainable production and sales. A variety of seasonal products would provide year-round employment and income, alleviating the unemployment problem of uneducated people in the village.
The third unit is the creation of an organization to promote and manage year-round, sustainable, cultural and historical heritage eco-tourism. A cradle of ancient civilization, Turkey has hundreds of historic sites and beautiful natural surroundings.
The fire under this trivet model is designing an alternative internet marketing tool to promote responsible consumption. This is a win-win-win project through which everybody will share the food cooked on the trivet.
Why Assos-Behram village is chosen for implementing the trivet model.
The ancient names of the village are City of Asi, Assus, Asion and Assos. Today we use Behram Village. To represent the future, I prefer to use Assos-Behram. The village of Assos-Behram has been continuously inhabited on the current site for 5000 years. It is located on a hill above Edremit Bay on the northern Aegean coast of Turkey adjacent to the Greek island Lesvos. The area along the coast from Babakale (Lekton) to Kucukkuyu (Gargara) is generally called Assos. Geographically, this area controls the strategic sea passage south of the Dardanelles between Lesvos and the mainland of Asia Minor. Remains of a human settlement dated 3000 BC have been found here. The Greek city of Assos was built on this site in the 8th century BC, 50 kilometers south of Troy. A city of 5000 people flourished here for a thousand years. Aristotle taught for three years in Assos and married here. Atop the hill are the ruins of a temple of Athena built in the 6th century BC. Below are the ruins of the ancient walled city with amphitheater, stoa, gymnasium, and necropolis. A 14th century Ottoman mosque shares the hilltop with the Greek ruins.
On the hill, the old village is architecturally protected and controlled by the Turkish government. The General Directorate of Cultural Heritage and Monuments has registered 208 houses and four monumental buildings reconstructed from the 3000-year-old building stones of older houses on this site. Within the last twenty years, about one third of the houses have been restored.
Below the old village on the hill to the west is the new part of Assos-Behram. Here new houses are built and village sons are given land to build houses when they marry. Two kilometers down the hill to the south is the Iskele, the site of the ancient harbour, with a small boat harbour and several large tourist hotels and restaurants. To the east, four kilometers from Assos-Behram toward Kucukkuyu is Kadırga Bay, once an Ottoman shipyard, now a long stretch of relatively unspoiled beach with several hotels.
The town of Altinoluk, 40 kilometers east of Assos-Behram on Edremit Bay, forms a clear contrast to Assos-Behram and an image of what Assos-Behram might well become if villagers continue to sell their land for economic development because they are unable to make a living on it in the traditional ways. Once Altinoluk was also a small historic village on a hill overlooking the coast. Now it is a sea of vacation condominiums; hundreds of large apartment complexes cover the hills and the coastal plain below them. The streets and the beaches are crowded with summer residents. Most of the original villagers, vastly outnumbered by the summer people, make their living working in large stores, tourist shops, hotels, and restaurants, not by harvesting olives and tending sheep and goats.
Most of the villagers of Assos-Behram make their living from the animals they own, from harvesting olives on their land, and from tourism. There are a few small shops, but no grocery store, hardware store, or bank. You can buy bread and snacks, souvenirs and daily newspapers in Assos-Behram, but not clothing, construction supplies and tools, medicine, or electronics. Trucks come through occasionally selling local fruits, vegetables, clothing and kitchenware. Assos-Behram has no doctor or medical clinic. There is no ATM machine. Villagers shop in Ayvacik or Kucukkuyu. Many visitors come to Assos to view the ancient ruins and enjoy its spectacular beauties, but most stay only a few hours or a few days. Tourists climb to the acropolis past village women trying to sell local herbs, olive oil soap, hand-knit socks, and crocheted lace. There are a few condominium complexes close to Assos-Behram, but so far Assos-Behram has escaped the extensive development of summer and retirement homes which have spoiled other communities along this coast.
The danger is that villagers will sell both their land and their life style to developers who will reproduce the escalating growth seen in other towns in the region. Villagers prefer a traditional lifestyle, making money by selling olives and sheep milk. But property values are high and some will be tempted to sell. Land development grows exponentially and is irreversible. If the unique character of Assos-Behram is to be preserved, villagers must be able to earn more money from their olive trees and animals than they do now and achieve a sustainable year-round income rather than the fluctuating, seasonal income most now have.
There are many reasons why sustainable socio-economic and cultural development is both possible and desirable for Assos-Behram:
1) No chemical pesticides are currently used on crops in the area. Tariş, a well-known agricultural cooperation, collects organic olive oil from this village and the surrounding area.
2) Villagers cannot afford to use chemical fertilizers. Their crops are grown organically out of necessity but are uncertified.
3) The older villagers are resistent to change and prefer to live and work in traditional ways rather than selling their land for large scale development. The younger generation, however, desires an urban life, but do not have the education to fill or create the jobs which would support this life style.
4) The area does not interest big hotel owners and investors since it has a rather short summer season – from July to September (3 months).
5) The closest big towns and major commercial or industrial development are more than 25 kilometers from the village.
6) Assos is the home of endemic flora and fauna because of its location on the outskirts of the Mount Ida range, which is protected as a national park.
Implementing the trivet model in Assos-Behram
To initiate sustainable, ecologically sound development for Assos-Behram, I envision three independent but mutually supportive projects working as a trivet for Assos-Behram village: restoring a traditional village house as a community center, building a food production facility and creating a brand name and a niche market for local products, and promoting eco-tourism in the area.
Restorating a traditional Assos-Behram village house as a community center
The objective is to rent or purchase and restore a house in the old village as a museum for visitors to see an authentic village house that reflects the traditional life style. This house underpins the other units of the project. A center can serve as a library for books and photography, an ecological agriculture information and certification office, a printing house to publish booklets on Assos-Behram and ongoing local projects, a small shop to sell the local brand name products, an eco-tourism information and advisory office, and a place for field studies, seminars and workshops
The restoration project would have to be approved by the General Directorate of Cultural Heritage and Monuments at Canakkale since the village buildings are registered as a first grade archeologically important urban site. After restoration, we would open an ethnographic museum and a tourism information centre in the centre. We estimate that this phase of the project would take from three months to two years, depending on the ownership of the house.
A budget analysis for this phase of the project is in process.
Economically sustainable development: building a food production facility and creating a brand name and a market for local products
The objective is to create a local brand name for certified organic agricultural products and local handicrafts, to produce them using traditional methods, to create a targeted market for these products.
Currently villagers produce food for themselves, but they are made at home and cannot be sold through grocery stores or restaurants because the production is uncertified. A certified organic food production facility could be shared by all the villagers and could produce different high quality organic products in different seasons, yielding a year-round income stream. The village could produce cheeses in the spring; homemade-style jams, tomato sauce, dried figs, fig and wine vinegars, and tarhana (a dried tomato-yogurt soup base) in the summer; olive oil and cured olives in the fall; olive oil soap and body lotions scented with local herbs and flowers in the winter. Production would be in fairly small quantities, but of highest quality and marketed to maximize the income to the villagers. A single local brand name and logo would become identified with top quality products from Assos-Behram. Products could be sold locally to tourists, in specialty shops in Istanbul and Izmir, and in boutique shops on the internet. Village women could also market locally produced textiles and handicrafts under the same brand and in the same markets.
Year-round sustainable cultural-heritage eco-tourism activity
The objective is to recognize Assos-Behram village as a fundemental part of our heritage to be preserved for current and future generations, to develop and manage a sustainable tourism policy which supports the quality of villager life, and to increase benefits from tourism to the local economy.
The Tourism Information Office in the cultural center would promote year-round eco-tourism in Assos-Behram to appropriate target markets. The office would provide accurate information about Assos-Behram and the surrounding area and its archeological heritage. It could sell guide books, maps, and photographs and prepare and present slide shows for visitors. The library in the community center would serve as a source of traditional knowledge and folklore for both villagers and visitors.
An active tourism center could initiate and promote other local projects: map the antique roads used by St Paul during his missionary journeys and organize pilgrimage walks from Alexandria Troas to Assos-Behram, provide archeological tours guided by archeologists who have been excavating the ancient site, organize seasonal thematic tours such as olive harvest tours or tours which follow the footsteps of the Iliad, plan a local exhibit of archeological objects now stored at the excavation house and in museums in Istanbul and Canakkale.
Aristotle established his first philosopy school in ancient Assos. A successful annual conference, ‘Philosopy in Assos,’ has been organized by Dr. Örsan Öymen in Assos-Behram for the last four years. This could be followed by an summer school on Aristotelian Philosopy.
The attitude of the villagers towards the project and the risks
The idea of creating a local brand to the original production using traditional methods which is mentioned in the project will only be possible to create awareness about sustainabilty .As an example; Tariş, which is a powerful farmers’ cooperation in the Aegean area, has certified my neighbour’s olive trees and purchases all his products. When we came to the village for the first time knowing this, we publicized that we were planning to run a traditional olive oil factory in the village & this factory will be used as an olile oil museum for visitors . The response was surprising.The villagers supported our idea saying that finally some people came to their vilaage who are planning to invest not on tourism but their inherited olive oil production .This attempt could not be realized because of personal reasons, but 2 years later the first olive oil museum in Turkey was established in Kucukkuyu, a town which is 25 kilometres far at the East.This proves us that the area is ready for these kinds of entrepreneurship.
However, this example is only valid for olive oil. Dried fig is also one of the main products of the area, which is given to animals to get more milk from them instead of using it as an industrial fruit.This shows that one product that proved its success as an industrial product cannot be an example for the other ones since there has not been any attempt or a centre to encourage the use of dried figs.Traditional handicrafts have the same problem. Almost half of the women do embroidery to be sold to the visitors on side-street stalls for pocket money thinking that this material can support them financially.The material that they produce is not authentic and have no name or brand or model.Olive oil soap and white cheese are the other products that are considered as materials for pocket money for the same reason.
The only way to break this vicious circle is to show the villagers how to earn money to make their living while respecting the existing values. The villagers’ conservative and protective attitude carried the vilage to today although they cannot use all their product as a financial resource.But the young generation mosts of them currently are unemployed is spending their families’ money for electronic appliances, mobile phones & better cars.. After the disappearance of the today’s middle aged generation, Assos-Behram will turn into a ghost town whose houses are inhabitted only in summer as in the example of ADATEPE village , since no economic value except from tourism has not been realized yet.
Avoiding destruction of these values is possible only if people earned money from these values.Financial success will encourage other villages in the area, which would be a greater achievement of the project.Alternative industry can be created, sustained and a better can be copied from others.Alternative industry reduces the destruction that human being causes;it causes people to gain environmental and socio-cultural awareness and respect; it provides better financial opportunity in order to protect what exists and it therefore provides local people economic power .
Measuring the efficiency of the project
The time periods and initial costs that will be proposed to realize this project are determined separately for each unit.Therefore, to what extend we have achieved predetermined goals within the given period is subject to periodic evaluation of every 3 month, besides, this achievement should be utilized as a self-control mechanism to create public interest.As a result of this contact the interest and reaction of the people who do not have direct connection with the project will have utmost importance and benefit for the development of the project.
‘The idea of creating a local brand to the original production using traditional methods bur certain standarts which will be mentioned in the project will only be possible provided that we had awareness of existing values.’
Avoiding the destruction of the values of a village is possible only if people earned money from these values.
References and sources
Serdaroğlu, Ümit. Behramkale-Assos,1995
Strabo, Geography, Books 13-14. Translated by Horace Leonard Jones pg: 101, 115, 117, 129
Clarke, Joseph T. Bacon, Francis H. Koldewey, Robert. Investigations at Assos, 1902
Architectural features of Assos-Behram House
There is 208 houses & 4four monumental buildings in the village registered as first grade archeogocially important by the Directorate of Cultural Heritage and Monuments in Canakkale. What makes this House so important is, its design & the use of red andezite stone blocks in its construction as a continuation of a 5000-years old tradition.Assos-Behram House would be a model of a house construction that is common in all of the Northern Aegean region.
The entrance of courtyard of the house is a two sided high wooden gate & house is surrounded by high walls.Generally a cord used to hook them.This cord is tied in knots if there is nobody in the house.When neighbours see this they do not even knock on the door since they know there is nobody in the house.In the courtyard there is small toilet,building a stable,an oven to cook and a stone furnace to bake bread.One of the corners of the courtyard is occupied by a vegetable garden .Life is spent in the courtyard when the weather is good.Indeed, Assos-Behram House is a shelter both in winter when it is very cold and summer when it is very hot.A landing meets you when you enter into the house. A tiny room without any windows facing North is used as a pantry.The large room connected to the landing is the main place where most life spent in which there is a hearth and cooking utensils.This is the place where they live,cook in winter; and sleep on the bed taken out of closet for bedding.In two-storey houses second floor is used as bedroom or guest room. Wooden material is used between the floors which ease the floor heat .In some houses when looked from a distance there is a cupboard at one of the corners of the room that is used as a bathroom in winter.In Assos-Behram houses there is not any furniture except from a sofa and closet for bedding.There is no dinner table so they it on a large tray they put on the floor.I n two-storey houses second floor is used as bedroom or guest bedroom room. Wooden material is used between the floors which ease the floor heat .
In some houses when looked from a distance there is a cupboard at one of the corners of the room that is used as a bathroom in winter. In Assos-Behram houses there is not any furniture except from a sofa and closet for bedding. There is no dinner table so they it on a large tray they put on the floor.
.
by Övgü Gökdağ
BS in Political Science & Public Admistration ,
FEAS, 1993 Bilkent University, Ankara, Turkiye
ASSİİ_açık.sosyal.sürdürülebilir.iletisim.insiyatifi
İlk Belediye Sk. 33/2
Beyoğlu 34420 İstanbul ,Turkiye
Phone :+90 212 2929195
E-mail: ovgu.assion@gmail.com
Mobile:+90 05058360931
Preface
The name Trivet is inspired by the symbol of the Tahtaci Türkmen tribe of Mount Ida: the goose foot print. For ten days every August, these people camp and sacrifice animals at Gargaron Peak on Mount Ida, a tradition which dates from the fall of Troy when Aeneas led the survivors to Mount Ida. This triad reminds me of the trivets that village women use for cooking in their courtyards in the summer.
This trivet model is a design for alternative sustainable business development. My own village, Assos-Behram, where I have lived with my family for seven years, has had unsuccessful experiences with foundations and farmers’ cooperatives. The villagers are result-oriented and define success as the ability to earn money; they learn best by copying a successful business. This attitude is at the core of their survival for five thousand years on the same site. A once-prosperous city of 5000 changed with time to a small, poor village of less than 1000 people. They dream of becoming prosperous again, but do not know how to achieve this dream.
This paper is the sum of my life expreience and I am thankful to the many people who helped me express these ideas. Special thanks to Dr.Hakan Seckinelgin from London School of Economics for time spent editing, to English Literature and Philosophy Professor Clinton Vickers & Ferruh Armutçuoğlu from Galatasaray University for editing my English, and to my family and friends for sharing their ideas with me and for their patience.
Objective
To create an alternative responsible business model to enable village communities to earn a better year-round living while preserving local social and cultural values and a stable ecological environment. To reduce the destruction of the local environment by providing opportunities for villagers to earn money while continuing to protect their cultural, historical, and ecological heritage.
How Trivet Works
This model consists of three different concepts which can work well together or independently. Implementation can start with any of the three projects. Implementing two or all three of the projects would reduce the risk of failure since each would support the others – as the three legs of a trivet provide stability and support the whole.
The first unit is a community center to preserve and sustain the socio-cultural and ecological values of the village. This community centre documents the traditional knowledge of living and establishes a data centre to support local socio-economic and cultural development. This multi-use centre is the core of the project. It can serve as a tool for preserving local culture and for enhancing positive change.
The second unit is creating a brand name and a niche market for locally produced, organically certified products. A strong local brand identification will foster sustainable production and sales. A variety of seasonal products would provide year-round employment and income, alleviating the unemployment problem of uneducated people in the village.
The third unit is the creation of an organization to promote and manage year-round, sustainable, cultural and historical heritage eco-tourism. A cradle of ancient civilization, Turkey has hundreds of historic sites and beautiful natural surroundings.
The fire under this trivet model is designing an alternative internet marketing tool to promote responsible consumption. This is a win-win-win project through which everybody will share the food cooked on the trivet.
Why Assos-Behram village is chosen for implementing the trivet model.
The ancient names of the village are City of Asi, Assus, Asion and Assos. Today we use Behram Village. To represent the future, I prefer to use Assos-Behram. The village of Assos-Behram has been continuously inhabited on the current site for 5000 years. It is located on a hill above Edremit Bay on the northern Aegean coast of Turkey adjacent to the Greek island Lesvos. The area along the coast from Babakale (Lekton) to Kucukkuyu (Gargara) is generally called Assos. Geographically, this area controls the strategic sea passage south of the Dardanelles between Lesvos and the mainland of Asia Minor. Remains of a human settlement dated 3000 BC have been found here. The Greek city of Assos was built on this site in the 8th century BC, 50 kilometers south of Troy. A city of 5000 people flourished here for a thousand years. Aristotle taught for three years in Assos and married here. Atop the hill are the ruins of a temple of Athena built in the 6th century BC. Below are the ruins of the ancient walled city with amphitheater, stoa, gymnasium, and necropolis. A 14th century Ottoman mosque shares the hilltop with the Greek ruins.
On the hill, the old village is architecturally protected and controlled by the Turkish government. The General Directorate of Cultural Heritage and Monuments has registered 208 houses and four monumental buildings reconstructed from the 3000-year-old building stones of older houses on this site. Within the last twenty years, about one third of the houses have been restored.
Below the old village on the hill to the west is the new part of Assos-Behram. Here new houses are built and village sons are given land to build houses when they marry. Two kilometers down the hill to the south is the Iskele, the site of the ancient harbour, with a small boat harbour and several large tourist hotels and restaurants. To the east, four kilometers from Assos-Behram toward Kucukkuyu is Kadırga Bay, once an Ottoman shipyard, now a long stretch of relatively unspoiled beach with several hotels.
The town of Altinoluk, 40 kilometers east of Assos-Behram on Edremit Bay, forms a clear contrast to Assos-Behram and an image of what Assos-Behram might well become if villagers continue to sell their land for economic development because they are unable to make a living on it in the traditional ways. Once Altinoluk was also a small historic village on a hill overlooking the coast. Now it is a sea of vacation condominiums; hundreds of large apartment complexes cover the hills and the coastal plain below them. The streets and the beaches are crowded with summer residents. Most of the original villagers, vastly outnumbered by the summer people, make their living working in large stores, tourist shops, hotels, and restaurants, not by harvesting olives and tending sheep and goats.
Most of the villagers of Assos-Behram make their living from the animals they own, from harvesting olives on their land, and from tourism. There are a few small shops, but no grocery store, hardware store, or bank. You can buy bread and snacks, souvenirs and daily newspapers in Assos-Behram, but not clothing, construction supplies and tools, medicine, or electronics. Trucks come through occasionally selling local fruits, vegetables, clothing and kitchenware. Assos-Behram has no doctor or medical clinic. There is no ATM machine. Villagers shop in Ayvacik or Kucukkuyu. Many visitors come to Assos to view the ancient ruins and enjoy its spectacular beauties, but most stay only a few hours or a few days. Tourists climb to the acropolis past village women trying to sell local herbs, olive oil soap, hand-knit socks, and crocheted lace. There are a few condominium complexes close to Assos-Behram, but so far Assos-Behram has escaped the extensive development of summer and retirement homes which have spoiled other communities along this coast.
The danger is that villagers will sell both their land and their life style to developers who will reproduce the escalating growth seen in other towns in the region. Villagers prefer a traditional lifestyle, making money by selling olives and sheep milk. But property values are high and some will be tempted to sell. Land development grows exponentially and is irreversible. If the unique character of Assos-Behram is to be preserved, villagers must be able to earn more money from their olive trees and animals than they do now and achieve a sustainable year-round income rather than the fluctuating, seasonal income most now have.
There are many reasons why sustainable socio-economic and cultural development is both possible and desirable for Assos-Behram:
1) No chemical pesticides are currently used on crops in the area. Tariş, a well-known agricultural cooperation, collects organic olive oil from this village and the surrounding area.
2) Villagers cannot afford to use chemical fertilizers. Their crops are grown organically out of necessity but are uncertified.
3) The older villagers are resistent to change and prefer to live and work in traditional ways rather than selling their land for large scale development. The younger generation, however, desires an urban life, but do not have the education to fill or create the jobs which would support this life style.
4) The area does not interest big hotel owners and investors since it has a rather short summer season – from July to September (3 months).
5) The closest big towns and major commercial or industrial development are more than 25 kilometers from the village.
6) Assos is the home of endemic flora and fauna because of its location on the outskirts of the Mount Ida range, which is protected as a national park.
Implementing the trivet model in Assos-Behram
To initiate sustainable, ecologically sound development for Assos-Behram, I envision three independent but mutually supportive projects working as a trivet for Assos-Behram village: restoring a traditional village house as a community center, building a food production facility and creating a brand name and a niche market for local products, and promoting eco-tourism in the area.
Restorating a traditional Assos-Behram village house as a community center
The objective is to rent or purchase and restore a house in the old village as a museum for visitors to see an authentic village house that reflects the traditional life style. This house underpins the other units of the project. A center can serve as a library for books and photography, an ecological agriculture information and certification office, a printing house to publish booklets on Assos-Behram and ongoing local projects, a small shop to sell the local brand name products, an eco-tourism information and advisory office, and a place for field studies, seminars and workshops
The restoration project would have to be approved by the General Directorate of Cultural Heritage and Monuments at Canakkale since the village buildings are registered as a first grade archeologically important urban site. After restoration, we would open an ethnographic museum and a tourism information centre in the centre. We estimate that this phase of the project would take from three months to two years, depending on the ownership of the house.
A budget analysis for this phase of the project is in process.
Economically sustainable development: building a food production facility and creating a brand name and a market for local products
The objective is to create a local brand name for certified organic agricultural products and local handicrafts, to produce them using traditional methods, to create a targeted market for these products.
Currently villagers produce food for themselves, but they are made at home and cannot be sold through grocery stores or restaurants because the production is uncertified. A certified organic food production facility could be shared by all the villagers and could produce different high quality organic products in different seasons, yielding a year-round income stream. The village could produce cheeses in the spring; homemade-style jams, tomato sauce, dried figs, fig and wine vinegars, and tarhana (a dried tomato-yogurt soup base) in the summer; olive oil and cured olives in the fall; olive oil soap and body lotions scented with local herbs and flowers in the winter. Production would be in fairly small quantities, but of highest quality and marketed to maximize the income to the villagers. A single local brand name and logo would become identified with top quality products from Assos-Behram. Products could be sold locally to tourists, in specialty shops in Istanbul and Izmir, and in boutique shops on the internet. Village women could also market locally produced textiles and handicrafts under the same brand and in the same markets.
Year-round sustainable cultural-heritage eco-tourism activity
The objective is to recognize Assos-Behram village as a fundemental part of our heritage to be preserved for current and future generations, to develop and manage a sustainable tourism policy which supports the quality of villager life, and to increase benefits from tourism to the local economy.
The Tourism Information Office in the cultural center would promote year-round eco-tourism in Assos-Behram to appropriate target markets. The office would provide accurate information about Assos-Behram and the surrounding area and its archeological heritage. It could sell guide books, maps, and photographs and prepare and present slide shows for visitors. The library in the community center would serve as a source of traditional knowledge and folklore for both villagers and visitors.
An active tourism center could initiate and promote other local projects: map the antique roads used by St Paul during his missionary journeys and organize pilgrimage walks from Alexandria Troas to Assos-Behram, provide archeological tours guided by archeologists who have been excavating the ancient site, organize seasonal thematic tours such as olive harvest tours or tours which follow the footsteps of the Iliad, plan a local exhibit of archeological objects now stored at the excavation house and in museums in Istanbul and Canakkale.
Aristotle established his first philosopy school in ancient Assos. A successful annual conference, ‘Philosopy in Assos,’ has been organized by Dr. Örsan Öymen in Assos-Behram for the last four years. This could be followed by an summer school on Aristotelian Philosopy.
The attitude of the villagers towards the project and the risks
The idea of creating a local brand to the original production using traditional methods which is mentioned in the project will only be possible to create awareness about sustainabilty .As an example; Tariş, which is a powerful farmers’ cooperation in the Aegean area, has certified my neighbour’s olive trees and purchases all his products. When we came to the village for the first time knowing this, we publicized that we were planning to run a traditional olive oil factory in the village & this factory will be used as an olile oil museum for visitors . The response was surprising.The villagers supported our idea saying that finally some people came to their vilaage who are planning to invest not on tourism but their inherited olive oil production .This attempt could not be realized because of personal reasons, but 2 years later the first olive oil museum in Turkey was established in Kucukkuyu, a town which is 25 kilometres far at the East.This proves us that the area is ready for these kinds of entrepreneurship.
However, this example is only valid for olive oil. Dried fig is also one of the main products of the area, which is given to animals to get more milk from them instead of using it as an industrial fruit.This shows that one product that proved its success as an industrial product cannot be an example for the other ones since there has not been any attempt or a centre to encourage the use of dried figs.Traditional handicrafts have the same problem. Almost half of the women do embroidery to be sold to the visitors on side-street stalls for pocket money thinking that this material can support them financially.The material that they produce is not authentic and have no name or brand or model.Olive oil soap and white cheese are the other products that are considered as materials for pocket money for the same reason.
The only way to break this vicious circle is to show the villagers how to earn money to make their living while respecting the existing values. The villagers’ conservative and protective attitude carried the vilage to today although they cannot use all their product as a financial resource.But the young generation mosts of them currently are unemployed is spending their families’ money for electronic appliances, mobile phones & better cars.. After the disappearance of the today’s middle aged generation, Assos-Behram will turn into a ghost town whose houses are inhabitted only in summer as in the example of ADATEPE village , since no economic value except from tourism has not been realized yet.
Avoiding destruction of these values is possible only if people earned money from these values.Financial success will encourage other villages in the area, which would be a greater achievement of the project.Alternative industry can be created, sustained and a better can be copied from others.Alternative industry reduces the destruction that human being causes;it causes people to gain environmental and socio-cultural awareness and respect; it provides better financial opportunity in order to protect what exists and it therefore provides local people economic power .
Measuring the efficiency of the project
The time periods and initial costs that will be proposed to realize this project are determined separately for each unit.Therefore, to what extend we have achieved predetermined goals within the given period is subject to periodic evaluation of every 3 month, besides, this achievement should be utilized as a self-control mechanism to create public interest.As a result of this contact the interest and reaction of the people who do not have direct connection with the project will have utmost importance and benefit for the development of the project.
‘The idea of creating a local brand to the original production using traditional methods bur certain standarts which will be mentioned in the project will only be possible provided that we had awareness of existing values.’
Avoiding the destruction of the values of a village is possible only if people earned money from these values.
References and sources
Serdaroğlu, Ümit. Behramkale-Assos,1995
Strabo, Geography, Books 13-14. Translated by Horace Leonard Jones pg: 101, 115, 117, 129
Clarke, Joseph T. Bacon, Francis H. Koldewey, Robert. Investigations at Assos, 1902
Architectural features of Assos-Behram House
There is 208 houses & 4four monumental buildings in the village registered as first grade archeogocially important by the Directorate of Cultural Heritage and Monuments in Canakkale. What makes this House so important is, its design & the use of red andezite stone blocks in its construction as a continuation of a 5000-years old tradition.Assos-Behram House would be a model of a house construction that is common in all of the Northern Aegean region.
The entrance of courtyard of the house is a two sided high wooden gate & house is surrounded by high walls.Generally a cord used to hook them.This cord is tied in knots if there is nobody in the house.When neighbours see this they do not even knock on the door since they know there is nobody in the house.In the courtyard there is small toilet,building a stable,an oven to cook and a stone furnace to bake bread.One of the corners of the courtyard is occupied by a vegetable garden .Life is spent in the courtyard when the weather is good.Indeed, Assos-Behram House is a shelter both in winter when it is very cold and summer when it is very hot.A landing meets you when you enter into the house. A tiny room without any windows facing North is used as a pantry.The large room connected to the landing is the main place where most life spent in which there is a hearth and cooking utensils.This is the place where they live,cook in winter; and sleep on the bed taken out of closet for bedding.In two-storey houses second floor is used as bedroom or guest room. Wooden material is used between the floors which ease the floor heat .In some houses when looked from a distance there is a cupboard at one of the corners of the room that is used as a bathroom in winter.In Assos-Behram houses there is not any furniture except from a sofa and closet for bedding.There is no dinner table so they it on a large tray they put on the floor.I n two-storey houses second floor is used as bedroom or guest bedroom room. Wooden material is used between the floors which ease the floor heat .
In some houses when looked from a distance there is a cupboard at one of the corners of the room that is used as a bathroom in winter. In Assos-Behram houses there is not any furniture except from a sofa and closet for bedding. There is no dinner table so they it on a large tray they put on the floor.
.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
ekoköy çocuklarımız için alternatif bir gelecek
bolluk ve bereket
YEREL ÜRÜN_ Sağlıklı yiyecek için yerel üreteci kayıt ağı oluşturuyoruz!
Merhabalar,
1999 yılında İstanbul'dan köye göç ederek başlayan yolculuğum hala devam ediyor. 2007 yılı bizim için İstanbul'a dönerek yeniden yapılanma sürecini başlattı.
Köy'de geçirdiğim yıllar bana köylünün şehirliden daha çok insiyatif sahibi olduğunu ama birtakım kanalları açmak için kendini yetersiz hissettiğini öğretti. O yıllarda SAC AYAGI Modeli olarak tanımladığım bir yerel sürdürülebilir kalkınma öngörüsü yazdım. Okuttuğum çoğu kişi çok idealist ve hayalci olduğumu yazdıklarımı gerçekleştirmek için en az 10 yıla ihtiyacım olduğunu belirttiler. Eğer 2002 yılını başlangıç sayarsak 6. yılımıza girdik.
6 yılda yapabildiklerimiz:
1. Sac Ayağı Modeli Tübitak'a kaydoldu.
2. Dünya Ekoköyler ağı projeyi okudu . Bu sayede Findhorn Vakfı'nın Ekoköy eğitimini alabildim.
3. Sac Ayağı modeli Leader Plus Yani Avrupa Yerel Kalkınma Programına kaydoldu.
4. Ispanya Asturias'dan projeyle ilgilendikleri haberi geldi. Asturias'a gittik ve gördük ki yazadıklarımız yapılmış yani hayal değilmiş. Üstelik nasıl yapılacağını da anlattılar.
5. Bildiklerimizi köylüye, yerel yönetime, üniversiteye anlattık.
6. Kendi projemize inandığımiz için yerel ürün için marka başvurusunda bulunduk ve logomuz onaylandı.
7. Köyde yeni zeytinyaği fabrikası inşaatı başladı.
8. Tariş bölgede organik zeytinyaği için sertifikalandırma başlattı.
9. Köylü marka başvurusunda bulunmaya başladı
10. ÇÖMÜ Ayvacık'da Aristo Meslek Yüksekokulu açtı.
11. Bir grup insan Ekoköy kurma girişimi için bölgeye geldi ve yerleşti. Imeceevi doğdu.
12. Buğday Derneği bölgeyle ilgilenmeye başladı ve arazi aldı.
Bundan sonra yapacaklarımız:
Kentten köye göç edicem ama nasıl olacak, diyenler
Organik tarım yapıcam ama nasıl diyenler,
Organik tarım yapıyorum ama sertifikam yok diyenler
Ürünüm tarlada kaldı yine perişanız diyenler
Ekolojik ürünüm var pazarlayamıyorum diyenler
Organik ürün çok pahalı nasıl alabilirim diyenler için
HEPİMİZ İÇİN _ Yerel ürün yerel pazar
"100 bin kişiden 1 YTL " kampanyası
Yerel üretici destekleme ağı ve sağlıklı besin için pamuk eller cebe!!
2. Herkes için Sürdürülebilirtarım eğitimi:
Dünyanın her ülkesinde var ama bir tek Türkiye'de öğretilemiyor. Türkçesi yok çünkü henüz çevrilmedi. Permakültür deyince perma ne ?? Nasıl yani ?? denilmesinden bıktık.
İngiltere'deki ve Avustralya'daki yetkililerle bağlantı kurduk.
Egitimleri Türkiye'de ve Türkçe vermek istiyoruz.
Herkes için ulaşılabilir olmalı....
Permakültür sürdürülebilir insan yerleşimlerinin tasarlanmasıdır. Hem felsefi hem de pratik bir yaklaşım olarak mikro klimaya uyumlu arazi kullanımı , fonksiyonel bitkiler, hayvanlar, toprak ve su yönetimi ile insan ihtiyaçlarının grift olarak ilişkilendirildiği yüksek verimli sistemlerdir.
Permakültür yaşadığımız çevre hakkında dikkatli bir düşünme , kaynaklarımızın kullanımı ve ihtiyaçlarımızı nasıl karşıladığımız hakkındadır. Amacı sadece bugün için değil gelecek kuşaklar için de sürdürülebilir sistemler yaratmaktır.
3. Logomuzu kullanarak yerel zeytinyağı ve ürün üretmek isteyen üreticilerle işbirliği yaparak projeye kalıcı kaynak oluşturmak istiyoruz.
4. Istanbul'da ve Çanakkale'de yerel ürün dükkanları açmak istiyoruz.
Tek tek hepinize ihtiyacımız var. El verecekler lütfen ad-soyad ve iletişim bilgisi vermeyi unutmayın!!!
1999 yılında İstanbul'dan köye göç ederek başlayan yolculuğum hala devam ediyor. 2007 yılı bizim için İstanbul'a dönerek yeniden yapılanma sürecini başlattı.
Köy'de geçirdiğim yıllar bana köylünün şehirliden daha çok insiyatif sahibi olduğunu ama birtakım kanalları açmak için kendini yetersiz hissettiğini öğretti. O yıllarda SAC AYAGI Modeli olarak tanımladığım bir yerel sürdürülebilir kalkınma öngörüsü yazdım. Okuttuğum çoğu kişi çok idealist ve hayalci olduğumu yazdıklarımı gerçekleştirmek için en az 10 yıla ihtiyacım olduğunu belirttiler. Eğer 2002 yılını başlangıç sayarsak 6. yılımıza girdik.
6 yılda yapabildiklerimiz:
1. Sac Ayağı Modeli Tübitak'a kaydoldu.
2. Dünya Ekoköyler ağı projeyi okudu . Bu sayede Findhorn Vakfı'nın Ekoköy eğitimini alabildim.
3. Sac Ayağı modeli Leader Plus Yani Avrupa Yerel Kalkınma Programına kaydoldu.
4. Ispanya Asturias'dan projeyle ilgilendikleri haberi geldi. Asturias'a gittik ve gördük ki yazadıklarımız yapılmış yani hayal değilmiş. Üstelik nasıl yapılacağını da anlattılar.
5. Bildiklerimizi köylüye, yerel yönetime, üniversiteye anlattık.
6. Kendi projemize inandığımiz için yerel ürün için marka başvurusunda bulunduk ve logomuz onaylandı.
7. Köyde yeni zeytinyaği fabrikası inşaatı başladı.
8. Tariş bölgede organik zeytinyaği için sertifikalandırma başlattı.
9. Köylü marka başvurusunda bulunmaya başladı
10. ÇÖMÜ Ayvacık'da Aristo Meslek Yüksekokulu açtı.
11. Bir grup insan Ekoköy kurma girişimi için bölgeye geldi ve yerleşti. Imeceevi doğdu.
12. Buğday Derneği bölgeyle ilgilenmeye başladı ve arazi aldı.
Bundan sonra yapacaklarımız:
Kentten köye göç edicem ama nasıl olacak, diyenler
Organik tarım yapıcam ama nasıl diyenler,
Organik tarım yapıyorum ama sertifikam yok diyenler
Ürünüm tarlada kaldı yine perişanız diyenler
Ekolojik ürünüm var pazarlayamıyorum diyenler
Organik ürün çok pahalı nasıl alabilirim diyenler için
HEPİMİZ İÇİN _ Yerel ürün yerel pazar
"100 bin kişiden 1 YTL " kampanyası
Yerel üretici destekleme ağı ve sağlıklı besin için pamuk eller cebe!!
2. Herkes için Sürdürülebilirtarım eğitimi:
Dünyanın her ülkesinde var ama bir tek Türkiye'de öğretilemiyor. Türkçesi yok çünkü henüz çevrilmedi. Permakültür deyince perma ne ?? Nasıl yani ?? denilmesinden bıktık.
İngiltere'deki ve Avustralya'daki yetkililerle bağlantı kurduk.
Egitimleri Türkiye'de ve Türkçe vermek istiyoruz.
Herkes için ulaşılabilir olmalı....
Permakültür sürdürülebilir insan yerleşimlerinin tasarlanmasıdır. Hem felsefi hem de pratik bir yaklaşım olarak mikro klimaya uyumlu arazi kullanımı , fonksiyonel bitkiler, hayvanlar, toprak ve su yönetimi ile insan ihtiyaçlarının grift olarak ilişkilendirildiği yüksek verimli sistemlerdir.
Permakültür yaşadığımız çevre hakkında dikkatli bir düşünme , kaynaklarımızın kullanımı ve ihtiyaçlarımızı nasıl karşıladığımız hakkındadır. Amacı sadece bugün için değil gelecek kuşaklar için de sürdürülebilir sistemler yaratmaktır.
3. Logomuzu kullanarak yerel zeytinyağı ve ürün üretmek isteyen üreticilerle işbirliği yaparak projeye kalıcı kaynak oluşturmak istiyoruz.
4. Istanbul'da ve Çanakkale'de yerel ürün dükkanları açmak istiyoruz.
Tek tek hepinize ihtiyacımız var. El verecekler lütfen ad-soyad ve iletişim bilgisi vermeyi unutmayın!!!
